SON DAKİKA

Edirne Güncel Gazetesi
gumus-insaat
Melih Yurduseven

DAR HANE ÇORBASI OLMUŞ TARHANA ÇORBASI..

DAR HANE ÇORBASI OLMUŞ TARHANA ÇORBASI..
Bu haber 10 Ocak 2019 - 23:31 'de eklendi ve 58 kez görüntülendi.

Sosyal Medya artık evimizin değil, beynimizin içinde adeta.

Bırakın kitap okumayı, gazete okumak bile zor geliyor insana.

Çünkü herkesin elinde telefonlar gün boyu her türlü paylaşımın yer aldığı ve yararlı yararsız birçok haberin bulunduğu kaynak haline döndü artık.

Hoş olmayan, edep dışı hatta gayri yasal bazı paylaşımların yanı sıra o kadar güzel ve pratik haberler ve konular görüyoruz ki; okumak değil, eş dosta okutmak dahi geliyor içimizden.

İşte bu gün gerçektende çok sevdiğim, hele hele Ramazan ayında Oruç açarken büyük bir zevk ve iştah ile yediğim Tarhana çorbasının hikâyesini görünce sizlerle paylaşmadan edemedim.

Ve bizim Tarhana olarak bildiğimiz çorbanın adının Dar hane çorbası olduğunu da öğrenmiş oldum.

Bakın Tarhananın hikâyesine;

“””Dar hane çorbası”

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, bir ramazan ayını Edirne’de geçirir.

Bilirsiniz, ramazan ayında herkes evine konuk davet eder iftar açmak için.

Bu gelenek Edirne’de de vardır.

Bir gün Yavuz Sultan Selim, yanından hiç ayırmadığı yakın dostu Hasan Can’la kıyafet değiştirir, birlikte Edirne’yi gezmeye çıkarlar.

İftara yakın saatlerde sokak sokak dolaşırlar.

Yavuz Sultan Selim, Hasan Can’a şöyle der: Bak Hasan, iftar topu atılır atılmaz hangi evin önündeysek o eve konuk olalım, iftarı o evde açalım.

Her evin önünde ev sahibi ya da o evden bir genç, kapısını açmış, konuk beklemektedir. Yavuz Sultan Selim’i ve Hasan Can’ı kimse tanımamakta, fakat herkes evine çağırmaktadır. Bu sırada iftar topu atılır.

Yavuz Sultan Selim ve Hasan Can o anda tek katlı, kerpiç bir evin kapısı önündeler.

Ev sahibi, hiç görmediği bu konukları içeriye buyur eder.

Girerler. Ortada bir tahta sini, üzerinde buram buram tüten, tüttükçe iştah açan bir kâse çorba…

Kenarında sıcak sıcak pideler. Tüm yiyecek bu.. Sofraya otururlar.

Ev sahibi sevinçlidir, önce tuzla iftarı açar, sonra çorbaya başlarlar.

Bir ara Yavuz Sultan Selim konuşmaya başlar. Hasan Can da dalgınlıkla ve dil alışkanlığı ile“Evet sultanım, öyledir hünkârım”, deyince, ev sahibi şaşırır.

Padişahın sofrasında olduğu anlar.

Ne var ki, fazla bir şey ikram edemeyeceği için üzgündür.

Padişah, üzüntüsünü gidermek için: “Bu akşamki kısmetimiz ne güzel, ne lezzetli çorba bu..” diye iltifat eder.

Ev sahibi elinden bu kadar geldiğini anlatmak için: “Dar hane çorbasıdır, kusura bakma sultanım”, der.

Yani fakir hane çorbası demek ister.

O günden sonra bu çorbanın adı “dar hane çorbası” olarak kalır.

Bugün “tarhana” dediğimiz çorba…

Sofraların da, çorbanın da baş tacı olur tarhanamız.

Anadolu’da eski bir söz vardır. “İyilik kapısını aç, kötülük kapısını kapa. Açtığın kapıdan bir gün ola ki sultan girer” derler.

Bunun gibi, Edirne’de Yavuz Sultan Selim’e açılan kapıdan “dar hane çorbası” girer, o evi geniş ve mutlu bir ev yapar.”””

KAYNAK: İB BANKASI KÜLTÜR VE SANAT DERGİSİ, EDİRNE ÖZEL SAYISI, 1998, SAYI:39

FOTOĞRAF: ERSAN TÜRK

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER