SON DAKİKA

Edirne Güncel Gazetesi

DR. ELİF ULUĞ, EDİRNE AKADEMİ’DE

Edirne Akademi’nin bu haftaki konuğu olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Uluğ,

DR. ELİF ULUĞ, EDİRNE AKADEMİ’DE
Bu haber 23 Aralık 2017 - 8:45 'de eklendi ve 509 kez görüntülendi.

Edirne Belediyesi bünyesinde kurulan Edirne Akademi her geçen gün güçlenen kadrosuyla
eğitimlerine devam ediyor. Edirne Akademi’nin bu haftaki konuğu olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Dr. Elif Uluğ, ‘Türklerin Nasıl Müslüman Oldukları’ konusunda bilgiler verdi. Günümüz Türkiye’sini de
değerlendiren Uluğ, “Bizden taraf olmamız bekleniyor. Tek bir tarafım var Atatürkçüyüm; çünkü bu ülkeyi
ayakta tutacak, ileriye götürecek doğru şeyler söylemiş” dedi.
Bir süre önce Edirne Belediyesi bünyesinde kurulan Edirne Akademi çeşitli konularda düzenlenen
derslere, atölye çalışmalarına ve eğitimlere hız kesmeden devam ediyor. Edirne’ye adeta ikinci bir üniversite
kazandıran Edirne Akademi’nin kadrosuna eklenen Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Uluğ, Edirne
Akademi’de ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ dersi kapsamında ‘Türklerin Nasıl Müslüman Oldukları’ ile ilgili ders
vererek katılımcıları birçok konuda bilgilendirdi.
‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ dersinde ilk olarak İletişim Sosyoloğu Doç. Dr. Serdar Taşçı söz alarak
Edirne Akademi ile ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ hakkında teorik bilgiler verdi. Taşçı, Edirne Belediye Başkanı
Recep Gürkan’ın, Edirne Akademi ile adeta Edirne’ye ikinci bir üniversite kazandırıldığını ve Edirne Akademi’ye
olan ilginin her geçen gün arttığını söyledi. Edirne Akademi’nin özgür bir platform olduğunu ifade eden Taşçı,
akademinin kadrosunda her düşünceden insanın yer alacağını da sözlerine ekledi.
Bir tarihçi olarak Edirne’den çok etkilendiğini anlatan Dr. Uluğ, “Ulusların kendilerine göre; içinde
bulundukları dinlere, yaşantıya, aldıkları nefese, binalara, ormanlara, yollara, ağaçlara her şeye katıkları bir
şeyler var. Edirne’ye gelirken dikkat ettim, kentin etrafı büyük tarlalar ve ormanlarla dolu. Bu tipik bir Avrupa
kenti belirtisi. Avrupa’da da, insanlar temiz hava alsın diye kentler etrafları büyük ormanlarla, tarlalarla
çevrili. Bana güzel ve hoş bir kente girdiğimi hissettirdi” ifadelerine yer verdi.
Demokrasi olgusunu etkileyen dine ve tarihe yönelik birçok konuda araştırmalar yaptığını ifade eden
Uluğ, geleneksel bir aileden geldiğini ve geleneksellikten kaynaklı olarak dine ve tarihe yönelik büyük bir merak
duyduğunu söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Edirne Akademi Hocası Dr. Elif Uluğ, “Bugün sizlere ‘Türkler
Nasıl Müslüman Oldu’ konusunu anlatmak istiyorum. Her toplumun kendine göre bir Müslümanlık anlayışı
var. Türk Müslümanlığı, Arap Müslümanlığı, Mısır Müslümanlığı gibi” dedi.
Türklerin başlangıçta Şamanist olduğunu ifade eden Dr. Uluğ, “Doğaya inanıyorlar. İnsanların en eski
inanış biçimleri. Yapacak hiçbir şey yok; karanlık ve soğuk. Onları her şey korkutuyordu. Gökyüzü, yeryüzü,
şimşek, güneş, ışık… Yer ve gökyüzü arasında iletişim kurdukları düşündükleri insanların peşinden gitmeleri,
onlara inanmaları gayet doğal ” diyerek Türklerin inanışları ve İslam’a geçişleri hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.
“ÖMRÜ FELAKETLER, KIYIMLAR, ÖLÜMLER, HASTALIKLAR VE FACİA İLE GEÇMİŞ BİR ADAM”
İsmet İnönü’nün torunu CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın Edirne’de ‘Lozan ve İnönü
Konferansı’nda söylediği ‘Bugünün Türkiye’sinde Lozan’ın tartışmaya açılmasını son derece anlamsız
buluyorum’ sözlerine destek veren Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Uluğ, “Çünkü öncesinde 93 Harbi
var. Bir facia yaşanıyor. Arkasından yoksulluk, hastalık ve kıtlık… Sonra yine 1912 ve 1913’te I. Balkan ve II.
Balkan Savaşı yaşanıyor. Osmanlı Balkanlardaki topraklarını kaybediyor. 1820’de Yunanistan bağımsızlığını
kazanıyor. Arkasından Arnavutluk, Bulgaristan gibi ülkeler de bağımsızlığını kazanıyor. Her biri ulus devlet
haline geliyor. Osmanlı İmparatorluğu artık can çekişiyor. 1914 ve 1918 arasında yine Orta Doğu petrollerinin
paylaşımı ile ilgili felaket bir Dünya Savaşı var. Orada da 20 milyona yakın insan ölüyor. Ve ardından II. Dünya
Savaşı 1940-45. İsmet İnönü’nün bu savaşa son ana kadar girmemesinin nedeni; Türkiye’yi bu savaşın
kenarından geçirmeye çalışmasının temelinde yatan şey Türkiye’yi bir felakete sokmak istememesidir.
Lozan görüşmelerinde 4 aylık bir ara var ve eşine sen de gel diyor. Çok uzun yıllar birbirinden ayrı
yaşamışlar. Bağcıklarını bağlayamıyor. Ömrü çizmeyle geçmiş, savaş meydanlarında geçmiş bir adam, ömrü
felaketler, kıyımlar, ölümler, hastalıklar ve facia ile geçmiş bir adam. Böyle bir insanın Türkiye’yi II. Dünya
Savaşı’na sokmaması için müthiş bir denge oyunu oynaması, beklenen bir şey. Bugünden kalkıp da 2017’den,
o günlerin koşullarını anlamadan Lozan’ı tartışmaya kalktığımızda bir facia ile karşılaşıyorsunuz” dedi.
“TEK BİR TARAFIM VAR ATATÜRKÇÜYÜM”
Günümüz Türkiye’sinde yaşanılan süreçleri de değerlendiren Uluğ, “Bizim ülkemizde bütün
kavramların içi maalesef boşaltılmış durumda. Onların yerine bir şey koyamamış durumdayız. Ve onları başka
bir şey haline getirmiş durumdayız. Böyle bir ortamda bizden taraf olmamız bekleniyor. Tek bir tarafım var
Atatürkçüyüm; çünkü bu ülkeyi ayakta tutacak, ileriye götürecek doğru şeyler söylemiş. Şimdi uğraştığımız
konulara bakın. Saçma sapan şeylerle uğraşıyoruz. Abuk, sabuk bir tarih algısı yaratılmaya çalışılıyor” diye
konuştu.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER