SON DAKİKA

Edirne Güncel Gazetesi

SAADET PARTİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ.

SAADET PARTİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ.
Bu haber 02 Haziran 2022 - 14:52 'de eklendi ve 632 kez görüntülendi.

SAADET PARTİ EDİRNE TEŞKİLATININ BASIN TOPLANTISIN GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MUSTAFA İRİŞ’İN KONUŞMASI:
Değerli Arkadaşlar, Kıymetli Basın Mensupları;
Sizleri hürmetle muhabbetle selamlıyorum. Hoş geldiniz, Sefalar getirdiniz. Basın
toplantımızın ve tüm çalışmalarımızın, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan dilerim. Bu
çalışmamızda dünyada yaşanan son gelişmeler ve etkileri üzerinde duracağız. Saadet Partisi
olarak, gelişmeleri, milletimizin lehine çevireceğini inandığımız görüşlerimizi, ifade etmeye
çalışacağız.
Değerli Arkadaşlar, Kıymetli Basın Mensupları;
1990’lı yılların başlarında çok sık duyulan bir cümle vardı. Neydi o cümle? “Yeni Dünya
Düzeni”. Evet, bugün dünyada ve ülkemizde yaşananlar YENİ DÜNYA DÜZENİ’nin
getirdikleridir. Dünyayı sarmalayan ekonomik sömürü düzeni… Gelir dağılımlarındaki
uçurumlar. Göçler. Mülteciler. Güvenlik sorunları. Ahlakın yozlaşması. Aile kurumunun tahribi.
Bireysellik. Egoizm. Çatışmalar, terörist yapılanmalar, vekalet savaşları. Ve bunun gibi
sayılabilecek pek çok ifsat hadisesi, maalesef insanlığı kuşatıyor. Biri bitmeden biri başlıyor.
Değerli Arkadaşlar, Kıymetli Basın Mensupları;
Hiçbir olay kendiliğinden meydana gelmiyor. Dolayısıyla yukarıda bahsettiğimiz yeni
dünya düzeni de kendiliğinden meydana gelmedi. Nitekim, ABD Başkanlarından Roosevelt,
“Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa önceden planlandığına emin
olabilirsiniz…” derken, birinci ağızdan teyit ediyor ki bu da gerçeğin ta kendisidir.
Bu yeni dünya düzenini tasvir eden birkaç parlak kelimeyi de ifade edelim. Demokrasi,
Özgürlükler, İnsan Hakları… Bunların hepsi güzel kavramlar. Ama soru şu; nasıl bir demokrasi?
Kimlere demokrasi? Nasıl bir özgürlük? Kimlere özgürlük? Nasıl bir insan hakları? Kimlere insan
hakları?
Yaşananlara baktığımızda karşımıza duvar gibi çifte standartlar çıkıyor. Samimiyetsizlik
çıkıyor. İki yüzlülük çıkıyor. Bu iki yüzlülük için sayısız örnek var. Türkiye’mizde 80’de ihtilal
oluyor, ABD; “Bizim çocuklar başardı” diyor. 28 Şubat Post Modern darbesi yaşanıyor,
“Demokrasiye tanklarla balans ayarı” yapılmış oluyor. Mısır’da halkın büyük desteğiyle seçilmiş
yönetim, bir yıla varmadan askeri darbe ile yıkılıyor, demokrasi havarileri darbecileri tebrike
koşuyor. Kitle İmha Silahları yalanıyla dünya yanıltılıyor, komşumuz Irak paramparça ediliyor.
İtiraflar başlayıp, gerçekler ortaya çıkınca, kimsenin kılı kıpırdamıyor. Hesabının sorulması
gündeme bile gelemiyor. Daha sayısız örnekler sıralanabilir. İşte yaşadığımız gerçekler, işte
yeni dünya düzeni.
Değerli Arkadaşlar;
YENİ DÜNYA DÜZENİ’nden ülkemiz de nasibini alıyor. Tahribatlardan ülkemiz de
etkileniyor. Zengin-fakir uçurumu büyüyor. Sömürü düzeni semirdikçe semiriyor. Sonuç
olarak, halkımız arasında sevgi ve kardeşlik bağları zedeleniyor. Hoşgörü, tahammül azalıyor.
Böylece bedeli ağır oluyor. Devlet millet kaynaşması olması gereken seviyede sağlanamıyor.
Böyle gitmez, gitmemeli. Başta yöneticiler olmak üzere herkes başını iki elinin arasına
almalıdır.
Değerli Arkadaşlar;
Konuştuklarımızın penceresinden baktığımızda, ülkemiz nasıl gözüküyor?
Ekonomi, Dış Politika, Eğitim, Ahlaki Tahribat. Bu önemli pencerelerden doğru bir bakış
sergileyebilirsek, durumumuzu iyi kavrar ve doğru çözümler üretebiliriz. Kanaatimizce ülkemiz
için doğru çözümler üretilebilmesi, en önemli görevlerimiz arasındadır.
Şimdi bu başlıklar üzerinde kısaca duralım;
EKONOMİ;
Zembereğinden boşanmış saat gibi… Ölçüler darmadağın. Paramızın değerinden emtia
fiyatlarına kadar ölçü kalmadı. İnsanlarımız yarına güvenle bakamıyor. İş dünyası önünü
göremiyor.
Tarım ve hayvancılık, evlere şenlik. Şimdi de şeker ithalatı başladı. Halbuki ülkemiz, en
azından gıda konusunda kendine yeter ülkeler arasındaydı. Konuşmamızın başında ifade
ettiğimiz dünyadaki gelişmeler, tabi ki ülkemizi de etkiliyor.
Peki biz, yapmamız gerekenleri ülke olarak yaptık mı? Her konuda, mesela tarım ve
hayvancılıkta yönetim olarak gerekli planlamaları, takipleri ve en önemlisi de denetimleri
yaptık mı? Sonuçları kontrol ettik mi? Ne yazık ki bu sorulara olumlu cevap bulamıyoruz. Nasıl
bulacağız ki? Ülkemizde hala Nisan 2002 tarihli Derviş Yasalarının izleri silinemedi. Tahribatı
tamir edilemedi. 15 günde meşhur 15 yasa çıkarılmıştı. Amerika’dan gelip CHP Milletvekili
olup, Ekonominin başına getirilen Kemal DERVİŞ, yerli milli ekonominin tabiri caizse canına
okumuş, sonra sessizce çekip gitmişti. Bu süreçler masaya yatırılmadan, sebep-sonuç ilişkileri
aydınlatılmadan, halkımızın bugünü doğru algılamasını bekleyemeyiz.
Doğru algı oluşmadan, doğru talepler de oluşamaz. Yanlışlar sürer gider. Şimdi olduğu
gibi.
Ata sözümüz ne güzel ifade ediyor; “Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.”
Öyleyse, elden geleni beklemeyeceğiz. İhtiyaçlarımızı kendimiz üreteceğiz. Önemli olan, iyi
niyet ile irade ortaya koymaktır. Kendi üretimimize bir örnek, İHA’larda SİHA’larda yaşanan
gelişmelerdir. Bu konuda irade ortaya konmuş, engeller aşılmış, başarıya ulaşılmıştır. Görülen
o ki bu konuda daha büyük gelişmelere şahit olacağız. Bu örneği şunun için veriyorum; iyi
niyetle başlayıp liyakate önem verildiğinde, kararlılıkla doğru adımlar atılıp, sıkı takip
edildiğinde, başarılamayacak iş yoktur.
Tabi ki ekonomi ve ihtiyaçlar çeşitlilik arz eder. Her ihtiyaç alanı iyi ölçülüp
planlanmalıdır. Üretim seferberliği başlatılmalıdır. Sektörlerde haksız rekabet ve tekelleşme
önlenmelidir. Fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Diğer taraftan makro ekonomide bağımlılıktan
kurtulacak adımlar süratle atılmalıdır. Hedef, borç-faiz sarmalından kurtulmak olmalıdır.
Ukrayna Savaşı, Rusya’ya konan ambargolar ve yaşanan son gelişmeler gösteriyor ki yeni bir
para sistemi kurmanın zamanı gelmiştir. Böylece adil bir ekonomik sisteme geçiş sağlayabiliriz.
Sağlamalıyız.
DIŞ POLİTİKA;
Komşularımız Irak ve Suriye ile alakalı gelişmelerde takınılan tavır, uygulanan politikalar,
kabul edilebilir değildi. Her iki meselede de büyük yanlışlar yapıldı. Bu yanlışları yüksek sesle
haykırdık. Saadet Partisi olarak, sadece haykırmadık. Meşhur Irak Tezkeresi sürecinde büyük
gayretle, önemli bir rol oynadık. Amerikan askerlerinin güney doğumuza yerleşmesinin önünü
kestik. Suriye’deki iç savaşın başlamasının hemen arifesinde, Saadet Partisi olarak üst düzey
mekik diplomasisi yürüttük. Ama ne yazık ki iktidara sesimizi duyuramadık. Şimdi bu
3
yaptıklarımızın, ülke ve bölge barışı için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bugün de
düze çıkmak, güncel tabirle normalleşmek, ancak bu politikalarla mümkün olabilir.
Şimdi güncel konu Nato ve Ukrayna; her iki konuda da ülkemiz yönetiminin
yaklaşımlarının doğru olduğu kanaatindeyiz. Sürecin bu istikamette iyi yönetildiğini
söyleyebiliriz. Ama endişelerimiz de var. Beklentimiz; muhtemel baskılar karşısında taviz
verilmemesi, perde arkası ayak oyunlarına gelinmemesidir. Sonuç olarak, komşularımızla
ilişkilerimizin süratle normalleştirilmesi süreci, planlanmalıdır. Elli yıldan beri haykırdığımız
“Kendi Natomuz” süratle kurulmalıdır.
EĞİTİM ve AHLAKİ TAHRİBAT;
Eğitim, yirmi yıllık hükümetin, karnesindeki en kırık notudur. Eğitim, kanayan yaramızdır.
Belki de en büyük meselemizdir. Odağında insan olmayan, insanı merkeze almayan hiçbir yapı,
hiçbir sistem, huzur getiremez. İnsan, maddesiyle ve manasıyla insandır. Birçok maddi
ihtiyaçları olduğu gibi ruhi ihtiyaçları da vardır. Bu ihtiyaçların dengeli ve makul bir şekilde
karşılanması, eğitimin ana konusu olmalıdır.
Millet olarak engin bir tarihe, muhteşem bir medeniyete sahibiz. Bunun için
evlatlarımıza, gençlerimize, tarihini, medeniyet değerlerini öğretmeliyiz. Onları, bu değerleri
özümsemiş bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Bu, eğitim sistemimizin temel amacı olmalıdır.
Bizim değerlerimiz, sağlam ahlaki temeller üzerinde yükselmiştir. Bizim medeniyet
değerlerimizde; yaratana tazim, mahluka şefkat vardır. Hak, hukuk vardır. Küçüğe sevgi,
büyüğe saygı vardır. Ana babaya hürmet vardır. Komşuluklar vardır. Arkadaşlıklar vardır.
Paylaşmanın hazzı vardır. Vatan sevgisi vardır. Daha birçok güzellikler vardır.
Eğitim sistemimiz; sıralamaya çalıştığımız medeniyet değerlerimizle uyumlu olduğu
ölçüde, başarılıdır. Bu değerler hayata geçirilip yaşandığı sürece bir mana ifade eder. Gerek
birey gerek aile ve gerekse toplum olarak bu değerleri özümseyip, bezendiğimizsürece, eğitim
sistemi, hedefine ulaşıyor demektir. Kısa ve net. Taklitçi olmayacağız. Başkalarına değil,
kendimize benzeyeceğiz. Kendimiz olacağız. Moda tabirle, kültür emperyalizminin tahribatını,
tamir edeceğiz. Unutmayalım; bir millet, her nesilde yeniden doğar. Biz de yeniden doğacağız.
Millî Görüşçüler olarak bunun için çalışıyoruz.
Değerli Arkadaşlar, Kıymetli Basın Mensupları;
Dikkatlice baktığımızda görülüyor ki, dünyada ve ülkemizde birçok sorunlar var.
Haksızlıklar var. Adaletsizlikler var. Yaşanan pek çok olumsuzluk var. Ancak, inancımız odur ki,
bütün bunları çözecek imkânlarımız da var. Ülkemizin, halkımızın refahını, saadetini sağlayacak
reçetelerimiz var. Elli yıldır Millî Görüş partileri olarak, Saadet Partisi olarak bu reçeteleri her
fırsatta halkımıza sunuyoruz. Sunmaya da devam edeceğiz.
Ahlak ve Maneviyatı önceleyerek, Milli, Güçlü ve Süratli Yaygın Kalkınma ile Yaşanabilir
bir Türkiye olacağız. Yeniden Büyük Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Adil temeller üzerine
Yeni Bir Dünya’yı birlikte kuracağız.
Sözlerime son verirken, Teşriflerinizden dolayı tekrar teşekkür eder, Toplantımızın
hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Mustafa İRİŞ
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER